KARAY KARAİM TÜRKLERİ

 


KARAY KARAİM TÜRKLERİ 


https://bpakman.wordpress.com/2014/07/19/karaykaraim-turkleri/

 

HAZAR DEVLETİ

19 - 07 - 2014

Hazarlar, İdil kıyıları ve Kırım yarımadası arasında Hanlık/Devlet kuran Türk halkları birliğidir. Hazar tek başına bir kavim adı olmayıp Ön Bulgarlar, Sibirya Sabar (Sabir, Suvar) Türkleri ve Batı Göktürk boyları topluluğudur. Bulgarlar gibi Hun birliği içinde yer alan ve bu birliğin dağılmasının ardından Göktürk Devleti’ne tâbi olan Hazarlar, 558 yılında bu devletin batı kolu şeklinde Hazar Devleti’ni kurdular. Hazarlar Kuzey Kafkasya’daki hâkimiyetlerini pekiştirdikten sonra Persler ve Bizanslılar üzerine akınlar yapmaya başladılar. 630 yılında Doğu Göktürk Devleti dağılınca bağımsızlıklarını ilan ettiler ve Batı Karadeniz kıyılarına kadar ilerlediler, Hazar denizine adlarını verdiler.

 

Önceleri Gök Tanrı ve Türkün doğa felsefesinin yansıması olan Şaman inancına sahip olan Hazarlar 740 lı yıllarda Museviliğe geçtiler. Museviliği benimseyen ilk ve tek Türk Devleti oldular. Doğudan gelen Peçenekler sebebiyle zayıfladılar, Kiev Knezliği tarafından 1048 de tamamen yıkılmalarından sonra diğer Türk boylarına karıştılar, bir kısmı Doğu Avrupa’ya, Kırım’a dağıldılar.

 

Karay (Karaim)

Dağılan Hazarların bir boyunu Bahçesaray’daki Kırk Yer Kalesi-Çufut Kalesinde küçük bir prenslik kuran Karay (çoğulu İbranice Karaim – Karaylar demektir) Türkleri teşkil eder.

İsrailoğullarının dini Museviliğin on iki mezhebi vardır ve bu mezhepler, Nuh peygamberin oğlu “Sam”ın torunlarından Yehuda’nın oniki oğlunun kabilelerine ait mezheplerdir. Bütün dünyadaki Yahudilerin ve Doğu Avrupa Yahudilerinin bu oniki kabileden geldiğine inanılır. Macaristana göç eden nesilden gelen Hazar Türkü asıllı, Yahudi yazar Arthur Koestler “Onüçüncü Kabile” adlı kitabında Doğu Avrupa (Aşkenazi) Yahudilerinin Türk kökenli Hazarlar olduklarını yani Onüçüncü bir kabileden geldiklerini öne sürer.

Kırım Hanlığı zamanında Karaimler Hanlığa bağlanmış ancak kendi yerel yönetimlerini korumuşlardı. Rus İmparatorluğu döneminde de iç işlerinde yönetim ve inaçlarını korudular. Sovyet döneminde ise inanç ve yönetim sistemleri imha edildi. Dinleri, dilleri yasaklandı. Zorunlu göçlerle nüfus eridi onda bire kadar düştü.

İnançları

Karay İbranicede “okuma bilen, okuyan” anlamına gelir. Tevrat’tan sonraki dönemde hahamların geliştirdikleri hukuk ve tefsirlere göre yazdıkları ve Tevrat’a ekledikleri Kudüs ve Babil Talmut’unu tanımamaları, sadece Tevrat’a bağlı kalmalarından dolayı Karaylar” yani “Tevrat’ı okuyanlar” adını alarak ayrı bir cemaat oluşturmuşlardır. Temel olarak “On Emir” i esas alıyorlar. Diğer Musevilerden bu ve diğer bakımlardan çok farklıdırlar. İbadetlerini ”Kenesa” (Knesa-Kenessa, Kinessa) adı verilen ibadethanelerinde yaparlar. Ayinlerinde ey İsrailoğlu demez, Ay Karayoğlu derler. İbadetlerinde Karay Türkçesi konuşurlar. Allah’ın adına Yehova yerine “Tengri” veya “Alla” derler. İbadethaneleri Kenesalarına ayakkabılarını çıkararak girerler. Abdeste benzer şekilde ellerini yüzlerini yıkarlar, ellerini açarak dua ederler ve yüz sıvazlarlar. Kendilerine özgü kıyam, rüku ve secdeden oluşan bir tür namaz kılarlar. Ayakta ve yerde oturarak dua ederler. Ayrıca Hz. İsa ve Hz. Muhammed’i peygamber olarak kabul ediyorlar. Kırım’da bulunan “Baltatiymez” (balta değmemiş) mezarlığın da eski Türk dini Şamanizme benzeyen unsurlar bulunuyor.

Karay Göçleri

1370 yılında toprak işleyecek nüfustan yoksun Litvanya Prensliği bir Karay boyunu hem zorunlu hem de geniş ayrıcalıklar tanıyarak Polonya ve Litvanya’ya yerleştirir. Litvanya kalesini savunmak için Kırım’dan gelen Karaylar yaklaşık 600 yıldır Trakay’da yaşıyor. Bugün Litvanya’nın milli azınlıklarından biri olan topluluk kültürünü ve dilini korumak için büyük çaba göstermektedir

Romanya’ya göçen bir başka Karay boyu ise Fatih Sultan Mehmet tarafından yine nüfus ihtiyacıyla İstanbula getirilir. Karay Türkleri Eminönü ve Karayköye (günümüzün Karaköy’ü) yerleştirilirler. Usta oldukları bina yapım ve onarımın mesleklerini İstanbul’da da sürdürürler. 1560 yıllarında Eminönü’ndeki yeni Cami’nin yapımında da çalışan Karaim Cemaati başka Yahudi cemaatlerininde yaşadığı Hasköy’e yerleştirilirler. Hasköy’de yapılan Karay mabedine (Kenesa) Karaköy ve Eminönünde yaşayan diğer Karaim Cemaati mensupları da gelmekte idi. 1918 yılında çıkan yangından sonra Karaimler Hasköy’den de uzaklaştılar. Geriye bir tek mezarlıkları ve Knessaları kaldı. Hasköyde ayrıca Bizans döneminden kalma Kadoş be Kuşta Bene Mikra adında bir sinagogları vardır. Sinagog 1536’da büyük bir onarımdan geçmiş ve sonrasında 1800’de yeniden inşa edilmiştir. Cemaat mensubunun Karay sayılabilmesi için hem annesi hem de babasının Karay olması gerekiyor. Türkiye’de Sefaradla, Polonya ve Litvanya’da Aşkenazi ile evlenenlerin çocukları “iki din birleşmez” gerekçesiyle Karay sayılmıyor. Bu ayrıca daha iyi koşullarda yaşamak için yurt dışına göçler nedeniyle günümüzde sayıları 40-50 kişiye düşen çok küçük bir Karay topluluğu hala Hasköy’de yaşamaktadır ve sadece Bayramlarda ibadethanelerinde ayinlerini yapmaktadırlar. İlginç bir ayrıntı Türkiye’deki Karaimler 6-7 Eylül olaylarından etkilenmemişler, çünkü yabancı olarak görülmemişler.

İsrail Yahudileri Karaylara “Kuzeri” demiştir. Türk Musevi Cemaati’ne mensup bazı kişiler Karayları Yahudi olarak kabul etmiyor. İki din karışmaz gerekçesiyle birbirleriarasında evlilik yapmamışlar.

Cumhuriyet devri yazarlarından Refik Halit Karay da Karay Türklerindendir. Atatürk 1934 yılında yapılan Türk Dil Kurultayı’na Karaim Türklerini de çağırmıştı.

Türkiye dışındakiler

Türk Karayları, Mısır’da yaşarken 1948’den itibaren İsrail’de Ramleh civarına yerleştirilen 20 bin nüfusa sahip Karay topluluğu ile kendilerini pek aynileştirmezler. Zira coğrafya ayrıdır, dil ayrıdır, tarihi oluşum ayrıdır. İsrail dışındaki Karay nüfusu bu nedenle 15-20 bin kadar olarak kabul edilir

Başta Bahçesaray’daki Mangup Qale-Çufut (Çift) Qale olmak üzere Kırım’da çok sayıda anıtları bulunan Karaylar günümüzde Türkiye dışında, A.B.D.’de, Kırım’ın Gözleve/Kezlev kasabasında (800), Polonya’da Varşova’da, Litvanya yakınlarında (50), Krakov’da (650), Litvanya’da (50), Vilnius’da (1380), Trakay’da (650), bir miktar da Dağıstan’da yaşamaktalar. Kökten olanların yani anne babası Karay olanların sayısı ise çok az. Varşova’da 10 dan fazla. Varşova’da ibadethaneleri yoktur ama büyük bir mezarlıkları vardır. Litvanya’da ilk Kenesa 15. Yüzyılda yapılmış olup bu ibadethane Trakai kasabasının ana caddesi olan Karaim Caddesinde bulunmaktadır. İlk olarak ahşaptan yapılan Kenesa, birçok kez yanmış ve tahrip olmuştur. Bugün kullanılan Kenesa ise 19. Yüzyılda inşa edilmiştir. Litvanya’da Karaimler, yakın akrabaları olan Karaçay, Tatar ve Nogaylar gibi Türk boyları ile folklor, yemek, şiir, hikaye, evlenme, doğum gibi halk kültürü alanında benzerlikler göstermektedir.

Karay Türkçesi

Karayların konuştuğu dil Karay (Karaim) Türkçesi olup Kıpçak dil grubuna dahildir. Günümüzde Birleşmiş Milletlerin koruması altındaki dillerdendir. Karay Türkçesinin Litvanya’da konuşulan Troki (Trakay), Kırım’da konuşulan Kırım ve Polonya’da konuşulan Haliç-Lutsk şeklinde üç ağzı bulunmaktadır. Karay dilinin, Karaçay, Kırım Tatarcası, Nogay gibi öteki Kıpçak Türkçe lehçeleri ile birçok ortak özelliği vardır. Bu lehçeleri konuşan topluluklar dil dışında ortak gelenekler, öyküler, masallar, koşuklar, yemek adları gibi özellikleri de paylaşırlar. Karay kültüründeki bu Kıpçak Türk karakteri Güney Rusya’da Deşt-i Kıpçak yani Kıpçak Stepleri denilen bölgede yaşamış Karayların atalarının Türk olduğu, Türkçe konuşan diğer halklarla karışmış olabileceklerini göstermektedir.

Günümüzde Karay Türkçesini konuşanların sayısının 5000 dolayında olduğu sanılır. Günlük konuşmada kullananların sayısı Litvanya’da 50, Kırım’da 8 dir. Kırım’da bugün yok olmuş olan Karay dilini, son yıllarda gençler arasında kitaplardan öğrenerek yaşatmaya çalışanlar vardır. Litvanya’da 1988’de kurulan Litvanya Karay Kültür Derneği desteğiyle Karay dili ve kültürü yaşatılmaya çalışılmaktadır.

Karaim Mutfağının Özellikleri

Genelde etli ve hamur işi yemeklerden oluşan Karaim mutfağı özelliklerini günümüze kadar korumuştur. Litvanya Karaimler’inin en popüler yemeği Kıbın’dır. Kıbın; mayalı hamurdan yapılan, fırında pişirilen, hilal şeklinde olan kuzu veya dana etli bir börek türüdür. Karaim yemek kültürü “Kıbın” haricinde köbete (göbete), hamur dolma, yazma, künnün ası (günün aşı), cabanın kavurma (çoban kavurma), canaç (çanak), zabsalar canaçta (sebze güveç), balık yapragında (yaprakta balık), patlıjan dolması (Patlıcan dolması), tutmaç, köy aşı gibi Türklere aşina gelen birçok yemek çeşidini içermektedir.

Jozifas Firkovicius (Litvanyalı Karay- Hazan [Din adamı])

“Biz Litvanya Karaylarıyız. Litvanya Karayları, Kırım’dan esenlikle gelmişler. Bizim atalarımız Hazarlar ve Kıpçaklardır. Karayca konuşuyoruz. Dilimiz Türk dilidir.”

Anna Akbike (Polonyalı Karay-Türkolog)

“Küçük halkımız ihtisaslı Türkolog diyebiliriz. En sevdiğimiz meslek Türkolog olmak. Sanırım 19 yy’ın sonlarına doğru dini kimlik daha geri plana alınarak daha çok vurgu etnik kimliği daha ön plana çıktı. Ve o zamanlar Türklere, Türklüğe daha çok büyük ilgi duymaya başlandı.”

Vladimir Örmeli (Ukrayna Karayları Başkanı)

“Baltatiymez Türkçe’ye çevrildiğinde balta değmemiş anlamına gelmektedir. Mezarlıkta kayın ağaçları bulunmaktadır ve bu ağaçlara dua etmekteyiz. Her bir soyun kutsal kayın ağacı vardır. Mesela bizim soyumuzun kayın ağacımız var. Biz oraya gidip dua ediyoruz. Bu ağaçlar kutsal olduğu için dalları koparmak bile yasaktı. Ağaçların dipleri dairelenmiştir ve bu daireler güneş anlamına gelmektedir. Taşların üzerindeki baskılar solar yazısıyla yazılmıştır ve bütün Türk halklarına aittir bu baskılar. Bildiğiniz gibi Evliya Çelebi bu mezarlık hakkında bir çok yazı yazmıştır.”

Kırımçaklar

Kırımçaklar Türk dünyası içerisinde Musevi olmaları yönüyle Karaim Türkleriyle birlikte dikkat çekmektedirler. Kırımçakların, Karaimlerle birlikte Kırım’da yaşamaları sebebiyle birbirleriyle karıştırıldığı görülür. Kırımçakların, Kırım’da ortaya çıkması hakkında farklı teoriler vardır ancak dil, adet, gelenek, görenek, kıyafet ve yaşayış açısından Türk oldukları kabul edilmektedir. Kırımçakların dilleri, Türkçenin Kıpçak grubuna girmekte olup Kumuk, Kırım Tatar ve Karaim dillerine yakındır. İnançlarında Karaylar gibi Türk unsurları ile karşılaşmak mümkündür. Örneğin dini metinlerde ve ibadetlerde ilahın adı “Tengri” olarak kullanılmaktadır. Ancak Karayim Türklerinin aksine, kitap olarak Talmud’u da benimserler. En büyük cemaatleri Karasu nehrinin sol kıyısına yerleşmiştir. Bu yer “Kırımçak tarafı” olarak adlandırılmaktadır. 2. Dünya savaşı sırasında nüfusunun % 75’i olan 6.000 Kırımçak Naziler tarafından öldürüldü. Sovyet hakimiyetinin geri dönmesiyle yanlışlıkla Kırım Tatarları ile birlikte Orta Asya’ya sürüldüler. 2000 yılındaki verilere göre eski Sovyetler Birliği’nde yaşayan 2.500 Kırımçak’ın yarısı Kırım geri kalanları ise Gürcistan, Rusya ve Özbekistan’da yaşamaktadır. ABD ve İsrail’de yaşayan Kırımçaklar da vardır.

Kaynaklar:

İlber Ortaylı. 10.4.2010http://cadde.milliyet.com.tr/2010/03/30/YazarDetay/1223372/bu_savasta__600_bin_asker_oldu

Karaylar. Dr. Elnur Hasan Mikail http://www.turansam.org/makale.php?id=1783

İstanbul’da Bir Semte İsmini Veren Yahudi Türk’ler. Cengiz Özdemir. Kültür İstanbul. 27.04.2011. http://kulturistanbul.blogspot.com/2011/04/istanbulda-bir-semte-ismini-veren.html

Türk kavimlerinde Hıristiyanlık ve Musevilik. Bülent Pakman. Haziran 2014.  http://wp.me/PAexV-4D9

Kırımçaklar kimdir? Ünver SEL. Kalgay dergisi. http://www.kalgaydergisi.org/index.php?sayfa=dergiicerik&sayi=25&kod=421

Türküz, Museviyiz, Yok Olmak Üzereyiz. Artanç Savaş. 13.01.2011. http://otuzsaniye.wordpress.com/2012/01/13/turkuz-museviyiz-yok-olmak-uzereyiz/

Litvanya’da Tatar-Karay İzleri ve seyahat izlenimleri. Prof. Dr. Mustafa Sunu. 8 Ağustos 2013. http://www.son.tv/haber-199261

Karaylar. Vikipedi tr.wikipedia.org/wiki/Karaylar

Kırımçaklar Vikipedi. tr.wikipedia.org/wiki/Kırımçaklar

Özü Türk Belgeseli. Bölüm 1 ve 2 Karaylar.  TRT 2. http://www.ozu-turk.com/karaylar.htm

 

KARAYLAR VE KIRIMÇAKLAR 

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/155470

Kırım’ın en eski ve yerli Türk halklarından Karaylar ve Kırımçakların tarihi gelişimi, etnik yapılarının oluşumu ve birbirlerinden ayrışmalarının sebepleri üzerinde durulmuştur. Firkoviç’in Karaylar üzerine yaptığı çalışması esnasında ortaya çıkan olumsuz gelişmeler; Rus devlet adamlarının Kırımçakları katagorize etme girişimleri neticesinde Kırım’ın dışından gelen din adamlarının Kırımçakları farklı bir mezhep veya ibadet anlayışına yönlendirmeleri; Kırımçakların Karaylar gibi Rus devletinin kendilerine imtiyaz tanımaları beklentisi; Rus ve Yahudi bilim adamlarının Kırımçakları kendilerinden bir halk gibi gösterme çabaları; Elde edilen belge ve bilgilerin herkeslerden saklanması ve bu belgeler üzerine yapılan çalışmaların genellikle eski İbrani diliyle yazılması; Kırımçakların farklı bir mezhebe tabi olmaları, onları, Museviliğin Aleviliği konumundaki Karaylardan uzaklaşmaya itmiştir

Karaylar ve Kırımçaklar Kırım’ın yerleşik en eski halklarıdır. Hazar Kağanlığının bakiyeleri olup, Musevilik inancındadırlar. Bu Musevilik inancı Karaylarda farklı, Kırımçaklarda farklı tezahür etmiştir. Kırım Hanlığı döneminde Karaylar ve Kırımçaklar Bahçesaray, Balaklava, Sugdeya (Sudak), Kefe, Mangup ve Karasubazar’da yerleşmiş olarak Evliya Çelebi Seyehatnamesinde de geçmektedir1 . Bahçesaray yakınlarındaki Çift – Kale ise güvenli bir yerde olduğu ve Hana bağlılıklarıyla tanındıkları için Karayların kendi korumalarına terk edilmişti ve bu kale aynı zamanda Kırım Hanlığının önemli esirlerini hapsettiği bir hapishanedir2 . Kırım Hanlığı döneminde Müslüman olmayan halk haraç öderdi ve Karaylara ve Kırımçaklara da, Müslüman olmayan diğer halklar gibi ra’ya denilirdi. Kasım 1778’de Kırım Hıristiyanları Kırım’dan çıkmışlardı. Bu tarihten itibaren birkaç ailenin ya da göçemeyecek durumda olanların dışında Karay ve Kırımçaklardan başka Kırım’da ra’ya kalmamıştı3 . Önce Çarlık Rusyası, daha sonra Bolşevik Rusya kanalıyla Kırım’ın siyasi yapısı değişse bile Karay ve Kırımçakların durumunda bir değişiklik olmamıştır. Kırım Hanlığı döneminde hanlığa yakın olan Karaylar, işgalden sonra Ruslara yakın olmuşlardır. Kırımçaklar ise önce içe kapalı bir toplumken, sonraları etnik kimliklerinin muhafazasına yönelik çalışmaları başlatmışlar ve dışa açılmaya başlamışlardır.


KARAY VE KARAİM  TÜRKLERİ 

http://alirizasigirci.blogspot.com/2013/01/museviligi-secmis-ilk-turk-kavmi.html

Kırım halklarından olan KarayTürkleri, Çarlık döneminde çok önemli bir tabakayı oluşturuyordu.

Özellikle yetiştirip, imal ettikleri tütün ve mamulleri ile dünyaca tanındılar. Ancak 1917 devrimi ile mallarına el konulan KarayTürkleri önemleri yitirmeye ve nüfus olarak azalmaya başladılar.
Karayların kökleri Altay ailesinin Türk gurubuna aittir. Etnik grup olarak şekillenmeleri Kırım da oldu. Karayların bir kolu uzantı olarak Hun Türkleri ve Hazar Türkleri kabileleri arasında yer aldılar. Kırım da Sarmato-Alanlar ve kısmen Gotlar arasında asimile oldular. Karay Türk boyları arasında; Kırklar, Uzunlar, Naymanlar, Karalar, Sarılar ve daha sonraları ise, diğer Türk milletleriyle ortak kökleri bulunduklarına dair çalışmaların mevcudiyeti biliniyor.

Karadeniz havzasında kuzey ve kuzeydoğu merkezli bir Türk devleti (İmparatorluğu) kuran Hazarlar da "Gök Tanrı" inancının yanı sıra Müslümanlık, İsevilik ve Musevilik de vardı. Karay Türkleri Musevi Hazarların günümüze gelen hatıralarıdır. Hazar Türklerinin başkenti, bugün Dağıstan Cumhuriyetinin, başkenti Mahaçkale'ye 5 km. mesafede idi. Kırım'daki Karay Türkleri kimliklerini muhafaza ederken, Dağıstan Karayları Yahudiler arasında eridiler. Dağıstan'daki inanç katmanlaşmasının irdelenmesinde "Karaizm" özel önem taşır. Adlandırılışlarını açıklarlarken tekil olarak Karai, Kerai ve çoğul olarak da Karailer ve Karaite olarak bilindiklerini söylerler. Doğru ismin Kırım Karay Türkleri, Kırım Karayları ve Karaylar olduğunu açıklarlar.
Karayların yaşamakta oldukları topraklarında nüfus dağılımlarına gelince, 1246 yılından beri Kırım da etnik bir grup olarak yaşıyorlar. Ayrıca bir bölümü de Prens Danila Galitski nin daveti üzerine batı Ukrayna nın Galiçiya bölgesine ve XIV. yüzyıldan itibaren de Prens Vitovt ile birlikte geldikleri Litvanya da yerleşti. Kırım dışındaki Karay Türklerinin halen büyük çoğunluğu Ukrayna da yaşamakta olup, buradaki nüfusları yaklaşık olarak 300 kişi civarındadır. Kırım'daki 800 Karayla birlikte toplam nüfusları 1.100 civarındadır. 1914 yılı itibariyle bölgedeki Karay nüfusu 12.000 civarında idi.

Haçlı seferlerinden sonra zayıflamaya başlayan Karaylık inancı sadece Türk kökenli cemaat içinde varlığını sürdürdü. Karaimler, zamanla, Beyaz Rusya'nın başkenti olan Minsk in yanı sıra, Vilna, Grodno ve Kovno taraflarına da yayıldılar. Polonya'nın güney kesimlerinde yaşayan Türk topluluklarının bir bölümü Tatar Türklerinden, diğer bölümü ise Karaim Türklerinden oluşuyor.

Günümüzde Kırım ve Doğu Avrupa'nın dışında sadece İstanbul ve Kahire’de çok küçük birer Karay cemaati kaldı. Ermenistan, İran, Irak, Suriye, İspanya, Kuzey Afrika, Çin ve Balkanlar'daki Karay cemaatleri küçüle küçüle sonunda yok oldular. Bunlardan önemli bir kısmı Avrupa ülkelerine göç etti. 1970 yılı için verilen tahmini rakamlara göre İsrail’de 7.000–13.000 Karay yaşıyor. 1979 yılında Polonya’da 1.000 civarında Karay olduğu ifade ediliyor. Litvanya’da bu gün 160 Karay yaşıyor. Karaylar bu ülkeler dışında, Amerika, Avustralya, İngiltere, Belçika, İsviçre gibi ülkelere dağıldılar.

Karay nüfusunun süratle azalışının sebepleri arasında, açlık, savaşlar ve korumasız halk oluşlarının yanısıra, asıl amil Sovyetler Birliği döneminde uygulanılan Ruslaştırma politikasıdır. Sovyetlerin milliyetler politikası Karay Türklerini bitirmiştir. I. Dünya Savaşında Sovyetler adına harbe katılan 700 Karay Türkü nün 500 ü subaydı. Bunların büyük çoğunluğu savaşlarda öldü, ailesine dönebilen pek az Karay vardı. Günümüzde Karay Türkleri ortadan kalkmak üzeredir.

Karay Türklerinin azalan nüfus, dil, kültür, ulusal kutsallar, karmaşık sosyo-ekonomik durum gibi birçok hayati problemleri vardır. Öncelikli problemler; Karayların Kırım da yönetime katkılarının sağlanılması, Karay varlığının yasal temelinin oluşturulması, Karay ulusal kutsiyetlerine uygun statülerin verilmesi Karayların dini ve kültürel binalarının geri verilmesi, Karay sosyo-kültürel programlarının gerçekleştirilmesi imkânlarının verilmesi; Karay milli kütüphanesi, etnoğrafya ve açıkhava müzelerinin kurulması, diğer ülkelerdeki Karay Türkleri ile ilişkilerinin sağlanılması göç ettirilen Karayların geri dönmesinin sağlanılması, Karay maddi kültür envanterlerinin sağlanılması, Karay Türk sanatının canlandırılması, folklor ve edebi ürünlerin toplanması, hazırlanması ve yayımı gibi hususlardır.

Karaim Türkleri, Musevi inanışını benimsemekle birlikte, diğer dinlerinde varlığını kabul etmekte olup, Türkçe Tevrat a sahipler. Karaim Türkleri, Museviliğe inandıkları için İsrail ile çatışma içerisindedir. İsrail, Museviliğin merkezinin Kudüs oluğunu ve kitaplarının tek olduğunu, Museviliğin çeşitlendirilmemesi gerektiğini iddia ederek, Ukraynalı yetkililer vasıtasıyla Karaim Türkleri üzerinde baskı kurup, çeşitli yasal ve azınlık haklarını almalarını engellemeye çalışıyor.

hz.İsa'dan tam 8 yüzyıl sonra Bağdatlı Anan Ben David, "Geleneklerden yani Talmud'dan Kutsal Kitap'a (Tevrat) dönüş gerçek Yahudiliktir" parolasıyla yola çıktı. David, Musa'nın şeriatına kayıtsız şartsız bağlılık yemini ettikten 1200 yıl sonra, can çekişen bir mezhebinin olacağını asla bilemezdi. Abbasi döneminde adına Karai cemaati denilen yeni Yahudilik dinini teşekkül ettirdiğinde, Yahudilerin baskısı sonucu hapiste bile sürünmeyi göze almıştı. Kendisinin kurduğu mezhebin Kudüs, Filistin, Suriye, Kuzey Afrika, Bizans, İran, Ermenistan, Kafkasya, Kırım'a kadar yayıldıktan sonra günün birinde yok olma eşiğine geleceğini de elbette bilemezdi. Bugün 1200 yıllık bir Yahudi mezhebinin Türkiye'deki son temsilcileri topu topu sadece 50 kişi kaldılar. Tıpkı kelaynak kuşları gibi, Hazar Türklerine dayanan kökenleriyle, yok oluşun arifesindeki 50 Musevi Türk ya da mezheplerinin tam adıyla Karaylardan söz ediyoruz.

En gençlerinin 44 yaşında, büyük çoğunluğunun 60'lı yaşlarda olduğu Karaylar, bugünlerde tam bir, "Bizden sonrası tufan" havasındalar. Bizans İmparatorluğu döneminde Kırım'dan göç eden, saray personeli olarak görevlendirilen Karaimler, gün geçtikçe bitişin eşiğine gelmişler. İstanbul'daki Karaköy'ün aslında Karaim Köy, yani 

Karaimlerin yaşadığı yer anlamına geldiğini biliyor musunuz Bugün Karaimlerin çoğunluğu emeklilik hayatı sürüyor, sağlık ve ekonomik sorunlarla boğuşmaktan Hasköy'deki ibadethanelerinin kapısını bile açamıyorlar. Son Musevi Türkleri’nin belki 50 yıl sonra Türkiye'de hiçbir temsilcisi kalmayacak. Çünkü dini gelenek çoğalmıyor, devam etmiyor. Müslümanlarla yapılan evlilikler, çocukların dinle ilişkilerinin olmaması, Karaim cemaatine en büyük darbeyi vuran etkenlerden biri.

Karaimlerin kurucusu Anan Ben David, Halife El Mansur zamanında, 770 yılında yayımladığı 'Şeref Ham-Miçvot' adlı kitabıyla mezhebin temellerini atıyor. Karaimliğin de tüm prensiplerini ortaya döküyor. Mezhebin ana felsefesini, "Doğru ancak Rab'ın kelamı olan Tevrat'ta bulunur ve doğruya ancak Tevrat'ı kişisel olarak okuyarak erişilir" şeklinde ifade eden Anan Ben David, rabanit dedikleri gerçek Yahudilere olan muhalefetlerini daha o günlerde ilan ediyorlar. O dönemden bugüne, İsrail'de vücut bulan Yahudiler, Karaimleri dışlamış durumdalar.

Son Musevi Türkler, 3 dine saygılı, özellikle İslam'dan etkilendikleri çok belli olan uygulamalara sahipler. Yahudilerden farklı olarak ibadethanelerine abdest alarak giriyorlar, sıralarda oturmuyorlar, halının üzerinde oturup, secde ediyorlar. En önemlisi de ruhban sınıfına karşılar. Liderleri yok. Liderlik kurumuna karşılar. "Hepimiz lideriz, aynı zamanda da işçiyiz" diye durumu tasvir ediyorlar. Türk Karaim Vakfı adında bir resmi çatıya sahipler. Hasköy'deki adına Kenasa dedikleri ibadethaneleri kapalı. Çünkü İstanbul'un değişik semtlerine dağılmış cemaat üyeleri kendi aralarında bile bir araya gelmekte güçlük çekiyorlar. Hasköy'de bir de mezarlıkları var. Kenasa'da kadınlarla erkekler ayrı ibadet ediyor.

Özellikle son 100 yıldır ne tam Türk, ne  Müslüman, ne tam Yahudi olabilmiş bir cemaatin yavaş yavaş nesli yok oluyor. Cemaat kendine tarihte bir yer açacak üretim yapmıyor, geleneklerini kayda geçirmiyor, kültürün aktarımı konusunda herhangi bir çalışma yapılmıyor. Geçmişten bugüne görülen baskılar, korkular onları içlerine daha da kapatırken, ibadethanelerini bile ihmal eder duruma gelmişler.


Kırım Karayları - Turuz