MUSEVİ KARAY TÜRKLERİ



TÜRKLERİN SON MOHİKANLARI 

BURAK ARTUNER 

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/turklerin-son-mohikanlari-7906566


"Yok olmamak için bir mucize bekliyoruz!.." Bu söz, Türk tarihinde Museviliği kabul etmiş ilk ve tek imparatorluk olan Hazar İmparatorluğu’nun son várisleri Karay Türkleri’nden 47 yaşındaki İlya Avramoğlu’na ait.

İlya Avramoğlu, dünyadaki tüm sayıları 2 bine, Türkiye’de ise sadece 50’ye düşen Karay Türkleri’nin İstanbul’da yaşayan bir üyesi. Sayıları her geçen gün azalan ve Museviliğin "Karai" mezhebine bağlı olan Karay Türkleri’nin son üyeleriyle Hasköy’de "Kenesa" dedikleri tarihi ibadethanelerinde görüştük. 

MUSEVİ Karay Türkleri’nin en büyük korkusu, tarih sayfalarından bir daha dönmemek üzere çekilip gitmek. Bunda en büyük etken ise inançlarına göre "başka din ve mezhepten biriyle evlenilemeyeceği" kuralı. Ancak bu kural, günümüzde artık uygulanamıyor. İlya Avramoğlu, Beyoğlu İstiklál Caddesi’nde bir iç giyim mağazasının sahibi. Eşini İsrail’den bulmuş ve kendi inanışları farklı olmasına rağmen İsrail’de bir sinagogda haham tarafından evlendirilmiş. İlya Avramoğlu, çocukluk günlerini anlatırken, duygulanıyor ve şunları söylüyor: 

MUCİZE NASIL OLUR

"O günler daha kalabalıktık. Hiç unutmuyorum. Babam bir gün beni Kenesa’da ayine getirmişti. İçeride onlarca insan vardı. Ama bugün o kadar az kişi kaldık ki Kenesa’nın kapısını aylarca açmıyoruz. Yok olmamak için bir mucize bekliyoruz. O mucize de Kırım ya da Litvanya’dan 50-100 kadar Karay Türkü ailenin İstanbul’a gelmesiyle gerçekleşir. Eğer böyle bir şey olursa, belki soyumuzu devam ettirebiliriz." 

SON DÜĞÜN TÖRENİ

Kenesa’da son düğün töreni 1999’da yapılmış. Dr. Senya Yaf Karaim, akraba evliliği yapmamak için Kırım’dan bir Karaim’le Kenesa’da yapılan törenle evlenmiş. Karaim Vakfı Başkanı 74 yaşındaki Mihail Örme, kendilerini "büyük Türk ağacının bir dalı" olarak tanımlıyor. "Bir gün yok olup gidersek, Kenesamızın müze olarak değerlendirilmesini istiyoruz" diyor. 

MÜSLÜMAN’LA EVLİ

Cemaatten 76 yaşındaki Selim Tanatar’ın eşi ise Müslüman. "Bir Müslüman’la evlenmenizin cemaatiniz arasında bir rahatsızlık yarattı mı" sorusuna, "Hayır" diye yanıt verirken; İlya Avramoğlu "Sayımız belki daha fazla olsaydı, her şey farklı olabilirdi ama başka çaremiz yok" diye müdahale ediyor. 

Ayinlerini yönetecek din adamları bile kalmayan, ibadethanelerindeki çoğunlukla İbrani alfabesiyle yazılan atalarının bıraktığı yazıları bile okuyamayan Karay Türkleri, Türklerin Son Mohikanları gibi. Mucizelere inanır mısınız bilmiyorum ama onlar inanmak istiyor. 

İbadethaneleri yerin altında+/images/100/0x0/55ea516cf018fbb8f87809b8

KARAY Türkleri, Museviliğin bir kolu olan Karai inancına sahip. Bu mezhebin kurucusu MS 8’inci yüzyılda Anan Ben David isimli Bağdatlı bir hahamdı. Anan Ben David, Bağdat’taki diğer hahamların Tevrat’ı tahrif ettikleri iddiasıyla, sadece Tevrat’ı baz aldığını söylediği bir mezhep kurdu. Ancak şikáyet üzerine hapse atıldı. Cezaevindeki oda arkadaşı ünlü İslam düşünürü ve Hanefiliğin kurucusu İmamı Azam Ebu Hanife’ydi. Mezhebinin kurallarını koyarken, ondan çok etkilendi. David hapisten çıkınca, Kudüs’te ilk "Kenesa"sını "Hazreti Davud’un dediği gibi yerin altından gelen sesimi duy Ey Tanrım" ayeti nedeniyle yerin altına inşa etti. İstanbul Hasköy Kenesası dahil olmak üzere Karaylar’ın tüm ibadetleri yerin altındadır. 

Yahova değil Tengri diyorlar

Hahamları yok. Ancak "10 Emir"i hassas bir şekilde izliyorlar. Hz. İsa ve Hz. Muhammed’e peygamber olarak saygılı davranıyorlar.

Diğer Yahudiler gibi tanrılarına Yahova değil, Türk soylu olduklarından dolayı "Tengri" diyorlar.

Kadın-erkek ayrı ibadet ediyorlar. Diz çöküp ibadet ederler ve dizlerinin altına "kavuk" dedikleri küçük başlığı takıyorlar. Sabah ve akşam olmak üzere 2 kez dua ediyorlar. 

İbadetten önce el ve ayaklarını yıkıyorlar.

Her yıl 21 Ağustos’ta kurban kesiyorlar.

Gelirlerinin 10’da birini fakirlere gizlice veriyorlar.

"Su içerek" tutulan, "su içilmeyip yemek yenmeyen" ve "7 gün mayalı ekmek yenmeyen" 3 farklı oruçları var.

Doğan erkek çocuğu 8 gün içinde sünnet ediliyor. 

Karaylar, nasıl Musevi oldular

MS 740’da dinini yaymaya çalışan Karay din adamı İshak Ben Sanghari, Hazar imparatorunun üç büyük dinin temsilcilerini dinleyip putperestlikten çıkmak istediğini duyunca, Hazar Gölü’nün batı kıyılarındaki imparatorluğun başkenti İtil’e gider. Bulan Han’ı Museviliği kabul etmesi konusunda ikna eder. Han ve efradı din olarak Museviliği seçer. Halkın büyük bölümü de bu inancı benimser. Bu kararda, hanın komşuları olan Bizans’ın etkisine girmemek için Hıristiyanlığı, Arap Emeviler’in etkisine girmemek için de Müslümanlığı seçmeyerek, bir politika güttüğü de ileri sürülür.