SELANİK FETHİ



SELANİK FETHİ 

http://www.fikriyat.com/tarih/2018/03/29/osmanli-selaniki-nasil-fethetti’nın da büyük önem verdiği topraklardan biriydi,  ile yapılan ilk kara savaşında Osmanlı galip gelmiş; 5 asır boyunca bu topraklarda hüküm sürerek, İslâm sancağını dalgalandırmıştı. Sultan 

 

 

 

 

’ın emriyle yola çıkan Osmanlı ordusu, 588 yıl önce bugün Selanik’i fethetti.

 ilk olarak 1392'de Yıldırım  tarafından alınmıştı; Fetret devrinde ise, bu topraklar kaybedildi. , cülusundan itibaren Selanik'in fethini tasarlıyordu. Ancak Anadolu'daki meseleler, Bizans'ın barışa yanaşmaması ve daki hareketlilik bu fethin sürekli ertelenmesine sebep oluyordu.

Nihayetinde Anadolu'daki meselelerin çözüme kavuşturulması bu fethi mümkün hale getirmiş,  askerinin moral ve fetih isteğini artırmıştı.

Bu durumu sezen Selanik ahalisi, II. Manuel'in ölümü sonrası, Bizans'ın gösterdiği zaaf nedeniyle 'in himayesi altına girme kararı aldı. Selanik Hükümdarı, Bizans İmparatoru Yannis'in kardeşi Andronikos'du. Venedik'e elçi göndererek kendilerine bir vali atanmasını istediler.

Elbette bu reddedilemeyecek kadar büyük bir fırsattı. Venedik tarafından atanan Selanik valisi yola çıktığında, Selanik halkı eski hükümdarları Andronikos'u Bizans'a doğru sulh ile yolcu etmişlerdi



"VENEDİKLİLERİN BURAYA YERLEŞMESİNE MÜSAADE ETMEM!"

Selanikliler, meseleyi barış ile sonuçlandırmak niyetiyle II. Murad'a elçi gönderdiler. Ancak Murad, toprakların Venediklilere teslim edilmesine tepki göstererek, elçilere "Selânik, babamdan kalma mülkümdür. Büyük babam Bayezid kuvvetiyle burasını Rumlardan aldı, eğer oranın idaresi Rumların elinde bulunsaydı, bunlara haksızlık ettiğimi belki iddia edebilirlerdi. Siz ise İtalya'dan gelen Latinlersiniz. Buralara sokulmanıza sebep ne? Ya arzunuzla oradan çekiliniz ya da hemen gelirim" diyerek niyetini açıkça ortaya koydu.

Selanik'i kaybeden Bizans da Edirne'ye elçilerini göndermiş, II. Murad onlara verdiği yanıtta "Selanik efendinize ait olsaydı orayı zapt etmek fikrinde bulunmayacaktım, fakat Venediklilerin buraya yerleşmesine müsaade etmeyeceğim" demiştir.

OSMANLI ASKERİ SAYICA ÜSTÜNDÜ

Nihayetinde sefer hazırlıkları başlamış, kuşatma için gerekli araçlar temin edilmiş, Hamza Bey Bursa'dan yola çıkmıştı. II. Murad da, Edirne'den Siroz'a doğru harekete geçti. Orduların hazırlığını tamamlaması ile Selanik'e doğru sefere çıkıldı.

Osmanlı kuvvetleri, Selanik savunmasına katılan askerlere kıyasla o kadar kalabalıktı ki; Dukas Kroniği'nde, 1 Selanik askerine karşı 100 Osmanlı askeri olduğu geçer.




ŞEHİR GÜÇLÜ HİSARLARLA KORUNUYORDU

Selanik'in müdafaası doğrudan Venedik kuvvetlerinin idare ve idamesindeydi. Ancak sayılarının çok az olması sebebiyle, her asker iki hatta üç tabyayı savunmak zorunda kalmıştı.

Şehri koruyan hisarlar mukim, aşılması güçtü ve savunma hattına avantaj sağlıyordu.

26 Şubat 1430'da Selanik'te şiddetli bir deprem meydana geldi. Bu sarsıntı hem Selanik halkını heyecanlandırmış, hem de din adamlarının "Selanik düşman tarafından işgal edilirse doğal afetlerle yerle bir olacaktır" şeklinde bir hurafeye inanmasına yol açmıştı.




VENEDİK SAVAŞI KAÇINILMAZ HÂLE GETİRMİŞTİ

Hamza Bey, Selanik'in mukim surlarını aşmanın güçlüğünü de görmüş olacak ki, şehri sulh ile teslim almanın yollarını aradı. Vazifelendirdiği birkaç asker ile hisar savunmasındaki Bizanslı askerleri ikna etmeye, böylelikle hisarın kapılarını açtırmaya teşebbüs etse de, Venedikliler bu tür teşebbüslerin önlemini almışlardı.

Zira her Rum askerinin yanında Venedik ordusundan bir yağmacı bulunuyordu. Hamza Bey, bu yol fayda vermeyince oklara sarılı kâğıtlarla şansını denemiş, ancak Venediklilerin temkinli davranması hasebiyle yine muvaffak olamamıştı. Çarpışma kaçınılmaz hâle gelmişti.

OSMANLI SURLARI AŞTI!

II. Murad, muharebe başlamadan evvel, umumi taarruz için emir vermek üzereydi ki, Vezir Ali Bey hisar savaşının çok zor olduğunu, sabır ve şevk gerektiğini, bunun için de yağma iznini çıkartmanın faydalı olacağını söyledi. II. Murad, yağma iznini verince 28 Şubat gecesi ilk taarruz başladı.

Halk korkuyla kiliselere giderek dualar ediyordu. Çetin geçen muharebenin ilk günü sonrasında Venedik kuvvetleri büyük bir hata yaptılar. Destek için gönderilen üç kadırganın Osmanlı kuvvetleri tarafından yağmalanmasından çekinerek bir kısım kuvveti limana kaydırdılar. Zaten sayıca az olan Venedik kuvvetlerinin bu hamlesini gören Rumlar, Venediklilerin savaştan kaçtıklarını düşünerek savunma hattını bırakıp geri çekildiler.

Savunmada ortaya çıkan bu zaaf, Osmanlı kuvvetlerinin merdiven ve kamışlı kalkanlarla surları aşmalarının önünü açtı. Nihayet surlar aşılmış, hisarın kapıları açılmıştı. II. Murad, yağma müsaadesini tekrarlayarak kadın, çocuk bütün sakinlerin hayatları, bulacakları altın, gümüş ve taşınabilir her mal gazilerindir diyerek, kendisine yalnızca toprak ve üzerindeki yapıların mülkünü aldığını ilân etti.




PEK ÇOĞU ÖLDÜRÜLDÜ; KALANLAR ESİR ALINDI

Kaçan Venedik askerleri, kadırgalarla uzaklaşmayı düşünerek limana çekildiler. Rum askerler de aynı yolu denediler, ancak Venedikliler canlarını kurtarmak için Rum askerlerini limana almadılar. II. Murad tarafından defalarca uyarıldığı hâlde icabet etmeyen Rum askerlerin akıbetleri şiddetli oldu.

Pek çoğu öldürüldü; kalanlar ise esir edildi. Selanik'in fethi sonrasında Osmanlı kroniklerinde de belirtildiği üzere menfur olaylar yaşandı. Malları yağmalanan ahaliden karşı gelenler doğrudan yağmacılar tarafından katledildi; 7000'den fazla kişi ise esir edildi.




ŞEHİR YENİDEN İMAR EDİLDİ

Mihrapların altına gizlenen hazineler nedeniyle ile mihraplar yıkıldı, tasvir levhaları parçalandı. II. Murad, yağma faaliyetlerini görünce şehrin tamamiyle harap olmasının önüne geçti ve yağmaya son verip şehrin yeniden imarına karar verdi.

Boşalan hanelere gazi ve aileleri yerleştirildi. Ancak nüfusun yetersiz gelmesi sebebiyle esir edilen ecnebilerin azat edilmesine karar verildi. Böylece şehirlere yeniden yerleşmelerinin önü açıldı. Ancak pek çoğu esir tüccarları tarafından satıldığı için bu da yeterli gelmedi.

Nihayetinde bölgeye Vardar Yenicesinden göç ettirilen Türkler yerleştirildi. Neticede Selanik, fethine müteakip büyük bir yıkıma uğramış, II. Murad'ın gayreti ile şehir yeniden imar edilmişti. Zamanla eski hanelerine yerleşen Rumların evleri, Vardar Yenicesinden gelenlere tevdi edilerek bölge hem nüfus, hem imar, hem de idari bakımdan Türkleştirilmişti.

Yenice-i Vardar, 1387 yılında, Sultan 
I. Murat döneminde Türkler tarafından alınmış ve 1912'deki I. Balkan Savaşı'na kadar 525 yıl Türkler'in hâkimiyetinde kalmıştır. Kayılara komşu kâzânın adıdır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Balkanlar'ın en önemli merkezlerindendi ve idarî açıdan Selânik Vilayeti'ne bağlıydı. Gazi Evrenos Bey'in türbesi ve yaptırdığı cami Yenice'dedir,
restorasyon ihtiyacı olmakla birlikte bugüne kadar sağlam kalmıştır.

Coğrafi olarak makedonya'da, yunanistan sınırları içersinde kalan, vardar nehri kıyısında kurulmuş, osmanlı fethinden sonra önemli bir merkez haline gelen şehrin adıdır.
şehri fetheden ve kurucusu kabul edilen 
gazi evrenos'un kabri hala yerindedir.
şehir, istanbul'un fethinden tam 200 yıl önce osmanlı toprağı olmuş, 1912'de de yunanistan'a geçmiştir. 
jön türkler'inyetişme döneminde faaliyet gösterdikleri şehirlerden biri olması da vardar yenice'sini bizim için öneml kılar.
yunanca isimleri; 
giannitsa veya yannitsa olan şehir, yenice yahut yenice-i vardar olarak da anılır. 


SELANİK WİKİPEDİA 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Selanik

Kent, MÖ 315 yılında Makedonya kralı Kassandros tarafından bugünkü Thermi'de kurulmuştur. Kassandros, Makedonya tahtında hak iddia edebilmek için evlendiği Büyük İskender'in kızkardeşi Thessalonike'nin adını bu şehre verdi. Thessalonike adı aynı zamanda Teselya'nın Makedonlar tarafından fethedilmesini de hatırlatır.

Makedonya Krallığı'nın Yıkılmasından sonra, Milattan önce 168 yılında Roma Cumhuriyeti'nin egemenliği altına giren şehirde Milattan sonra 50 yılında Aziz Pavlus bir hıristiyan cemaat oluşturdu ve Hıristiyanlığı yaymaya başladı. 4. yüzyılın son on yıllarına doğru İmparator Theodosios tarafından şehrin etrafı surlarla çevrildi. Selanik 550-750 yılları arasında Makedonya’nın Slav ve Avar işgallerine uğraması sırasında en önemlisi 607 yılında olmak üzere dört defa kuşatıldı, fakat alınamadı ve Ortodoks Hıristiyanlığı’nın “bir kalkanı” olarak kalmayı başardı. 620’de büyük yıkım getiren bir deprem şehrin en eski yapılarını ve sütunlu sokaklarını yerle bir etti; böylece antik yerleşim yeri bütünüyle ortadan kalktı. Bundan sonra Selânik dar, eğri büğrü sokakları, binalar arasında bahçeleri ve yeşilliğiyle Ortaçağ Bizans modeline uygun biçimde yeniden inşa edildi.

904 yılı yazında Girit’ten gelen bir Arap donanması şehri ele geçirdi, on gün süren yağmanın ardından 22.000 esir alarak Girit’e döndü. 10 ve 11. yüzyılların başında Bulgar çarları Büyük Simeon ve Samuel’in şehri alma teşebbüsleri başarısızlıkla sonuçlandı. Şehir 1204 yılında, başkent Konstantinopolis Dördüncü Haçlı Seferi sırasında işgal edilince Bizans'ın elinden çıktı ve Latin Selânik Krallığı’nın merkezi haline geldi. Aziz Demetrios, Aya Sofya gibi birçok önemli Ortodoks kilisesi yerel halkı rencide edecek biçimde Roma Katolik kilisesine dönüştürüldü. Şehir 1246 yılında Bizans tarafından tekrar geri alınmıştır.

Osmanlı dönemi

Selanik ilk olarak Osmanlı Devleti tarafından 1387 baharında Çandarlı Hayreddin Paşa ve Gazi Evrenos kumandasındaki birlikler tarafından uzun süren bir abluka neticesinde ele geçirildi. Yıldırım Bayezid, Selânik karşısındaki bir tepeye Türk garnizonunun varlığını belirten bir burç ya da kale yaptırdı. 1402 Ankara bozgunundan sonra Bizans İmparatoru II. Manuil, Selânik’i alıp kaleyi de yıktırdı. Emîr Süleyman Çelebi ile Bizanslılar arasında Gelibolu’da yapılan antlaşma uyarınca Selânik 1403’te resmen Bizans idaresine geçti ve Çelebi Mehmed dönemi boyunca bu şekilde kaldı.

II. Murad tahta geçince Selânik’i abluka altına aldı. Bizanslılar da koruyamadıkları Selânik’i 1423’te Venedik’e sattı. Osmanlılar buna itiraz etti ve Venedik’e karşı savaş açtı. Konstantin Jireček ya da Apostolos Bakalopoulos gibi tarihçiler, Venedik idaresini şehrin tarihinde görülen en kederli dönem diye nitelemiştir. Venedikliler büyük bir donanma göndermemiş, yeterli miktarda asker yollamamış ve şehir halkına karşı zorbaca davranmıştır. Bir zamanların canlı, zengin ve nüfusu kalabalık tüccar şehrinde bu dönemde açlık ve sefalet hüküm sürdü; halkın çoğu şehri terketti. II. Murad savaşmadan teslim olmaları halinde şehir halkına imtiyazlı bir statü sağlamayı teklif etti, Rum halk bu teklife olumlu yaklaştıysa da Venedik yönetimi II. Murad’ın teklifini reddetti. 29 Mart 1430’da bir ay süren şiddetli bir kuşatmanın ardından bizzat II. Murad önderliğindeki Osmanlı birlikleri surları aştı. Johannes Anagnostos’un anlatımına göre kanlı bir çatışma vuku buldu ve halktan birçok kişi esir edildi. Ancak daha sonra II. Murad fidye karşılığı esirleri serbest bıraktı. II. Murad, Venedikliler döneminde şehri terkedenlere geri dönmeleri çağrısında bulundu ve bunlara önceden edindikleri mal ve mülklerini iade etti. Aynı zamanda civardaki Osmanlı merkezi olan Yenice-i Vardar’dan 1000 kadar Türk’ü Selânik’e yerleştirdi.

1492’de İspanya’dan kovulan Yahudilerin bir bölümü başta Selanik olmak üzere Osmanlı topraklarına yerleştirildi. İspanya’dan kovulan yahudiler Selânik’in sur içi kısmına yerleştirilmişti. Burada küçük çaplı dokuma sanayi kuruldu. Yahudiler, yerleştikten pek az bir zaman sonra kayda değer bir bilimsel etkinlik içerisine girerek hukuk ve İbrânî bilgini Rabbi Samuel de Medina’nın liderliğinde zengin kütüphanesi olan bir bilim akademisi oluşturdular. 16. yüzyılın başında Selânik’te kitap basımını tanıttılar. Selanik bu dönemdenitibaren çeşit çeşit Hıristiyan, Yahudi ve Müslümantoplumların hep birlikte uyum içinde yaşadığı önemli bir kültür ve ekonomi merkezi haline geldi.

 
 
 
 
 

Selanik'teki üç ana etnik grup olan Türk, Yunan ve Yahudilerin nüfus değişimleri. (1500-1950)

17. yüzyılda, Selanik, İzmirli bir Yahudi olan Sabetay Sevi’nin Sabetaycılık hareketiyle de adından çok söz ettirmiştir. Sabetay Sevi, Yahudi nüfusunun yoğunluğundan dolayı Selanik'te oldukça rağbet gördü. Sabetay Sevi, 1666’da Edirne Sarayı’nda mahkemeye çıkarıldı, kerhen Müslüman oldu. İnananların çoğu peşini bıraktı fakat Sabetay İslâm’a geçtiğinde Selânikli birçok Yahudi onu izledi ve kendilerini diğer Yahudi ve müslüman topluluklardan ayırdı (Sabatayist). Bunlar dış görünüşte Müslüman gerçekte Kabbala Musevi inancına sahip günümüze kadar gelen bir cemaat idi. Osmanlı idaresinin son yıllarına kadar bu grup kentin iktisadî hayatında ve uluslararası ticaretinde nüfuz sahibi olmayı sürdürdü.

Rumelide 1826 itibarıyla farklı bir teşkilatlanmaya gidildi. Bu tarihte Selanik'in bağlı olduğu Rumeli Eyaleti lağvedilip onun sınırları içerisinde, Manastır, Selanik, Yanya Eyaletleri kurulmuştur. 1839’da Tanzimat Fermanı’nın ilanından sonra Selanik, ticaret ve kültür alanında büyük bir gelişme gösterdiği gibi Batı’daki Rönesans ve Fransız İhtilali’nden sonra gelişen fikir akımlarından da en yoğun etkilenen şehirlerden biri oldu. 1850 yılında bir kız lisesi açıldı. Yahudilerin okullarının yanı sıra Türklere ait modern okulların sayısı da oldukça fazla idi. Mithat Paşa tarafından yaptırılan bir sanat okulu Selanik Askeri Rüştiyesi ve 1879’da açılan Selanik Askeri İdadisi de bunlar arasında idi. 1863 yılından itibaren atlı tramvay işletilmeye başlanmıştır. Sultan Abdülaziz döneminde Rumeli Demiryolları projesi kapsamında 1871’de Selanik’ten Vardar Vadisi boyunca demiryolu döşenmeye başlandı ve bu hat Üsküp’e bağlandı. Bu hat 1890’da Manastır’a kadar uzatıldı. 1896’da ise İstanbul’a bağlandı. 1897-1903 yılları arasında yeni liman tesisleri yapıldı. Selanik Sultan II. Abdülhamid devrinde ülkedeki diğer şehirlere göre her konuda büyük gelişme göstermiştir. 19. yüzyılın ikinci yarısında Selânik’teki hızlı nüfus artışı, dış dünya ile yapılan yoğun ticaret ve büyük ölçüde Rumeli demir yollarının yapımıyla ilgilidir. Selanik modern ulaşım olanaklarına sahip Osmanlı kentlerinin başında gelmekte idi. 1907’de elektrikli tramvay şehre geldiğinde İstanbul’da bile elektrikli tramvay yoktu.

Selanik, Osmanlı modernleşmesinin merkezi konumunda olması Jöntürk hareketinin gelişmesine ev sahipliği yapması, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin merkezi olması nedeniyle de ayrı bir önem taşımaktadır. Selanik özellikle Sultan II. Abdülhamid istibdadının baskısından İstanbul’a nazaran uzak kalması nedeniyle özgürlükçü fikirlerin gelişip kök saldığı bir yer haline gelmiştir. Osmanlı Devletinin son dönemine damgasını vuran İttihat ve Terakki Cemiyeti bu kentte örgütlendiğinden dolayı ve cemiyetin askeri kanadından Selanik merkezli 3. Ordu subaylardan bir kısmı isyan bayrağını kaldırarak 27 Temmuz 1908’de Rumeli’de hürriyet ilan edip Sultan II. Abdülhamid’e Meşrutiyeti yeniden ilan ettirmelerinden dolayı İttihat ve Terakki taraftarları buraya “Kabe-i Hürriyet” “Mehti Hürriyet” gibi adlar vermişlerdir. 1909’da 31 Mart Vakasını takiben isyanı bastırmaya İstanbul’a gelen Hareket Ordusunun Selanik’ten yola çıkmış, Sultan II. Abdülhamid’in tahttan indirildikten sonra Selanik’e sürgüne gönderilmiştir. Fakat Selanik 3 yıl sonra Balkan Savaşları sırasında Yunanların eline geçince İstanbul'a geri gönderilmek zorunda kaldı.

Osmanlı Devleti'nin İstanbul'dan sonra 2. büyük kenti olan Selanik, Balkan Savaşları sırasında, 9 Kasım 1912'de merkezden destek alamayan ve panik içinde dağılan Osmanlı Ordusu'nun direnişinin mümkün olmayacağını düşünen garnizon komutanı Tahsin Paşa Yunan Ordusu'na hiçbir direniş göstermeden şehri teslim etmiştir. Şehirde bulunan 25.000 kişilik Osmanlı Ordusu'nun direniş göstermeden teslim olması halkta büyük bir şaşkınlık ve panik ortaya çıkarmış ve binlerce Müslüman Osmanlı vatandaşı Yunanlar tarafından katledilmiştir.

1800'lü yılların sonları ve 1900'lü yılların başlarında Selanik şehrin etnik yapısı:

Yıl Toplam nüfus Yahudiler Müslümanlar Yunanlar Bulgarlar Romanlar Diğer gruplar
1890[2] 118.000 55.000 26.000 16.000 10.000 2.500 8.500
1913[3] 157.889 61.439 45.889 39.956 6.263 2.721 1.621

Yunanistan Dönemi[değiştir | 

 

 

 

 

 

 

 

kaynağı değiştir

 

 

 

 

]

 
 
 
 
 

Selanik 1916

9 Kasım 1912'de Balkan Savaşları sonunda 25.000 kişilik Osmanlı Ordusunun direniş göstermeksizin teslim olması neticesinde şehir Yunanistan yönetimine geçti. Osmanlı orduları, şehri Yunan çetelerine savaşmadan, ancak şehirdeki Türklerin can güvenliğinin sağlanması ve Tütün Reji imtiyazının devamı koşuluyla bıraktılar. Osmanlı Ordusu'nun Selanik'te bulunan kuvvetleri de silahlarını Yunan çetelerine teslim ettiler. Ancak Yunan çeteleri şehri teslim aldıkları günün gecesi kentte yaşayan pek çok Türkü, aralarında Osmanlı askerleri de bulunmak üzere katletmişlerdir. Şehrin simgesi olan Osmanlıların inşa ettiği Beyaz Kule sembolik bir vaftiz işleminden geçerek beyaza boyandı. O günden beri Beyaz Kule adıyla anılan bu yapının beyaz boyaları zamanla aşınıma uğradı ve eski rengini tekrar kazandı.

1917 yılında çıkan büyük bir yangın şehrin Türk bölgesini neredeyse tamamen yok etti. 1924 nüfus mübadelesi sonunda şehirde geride kalan bütün Türkler Türkiye'ye göç etmek zorunda bırakıldı ve Anadolu'dan gelen 
Rum  göçmenler giden Türklerin yerini aldı. Kısa bir süre içinde şehrin nüfus yapısı tamamen değişti. Yunanlar Selanik'te azınlıktayken kısa bir süre içinde ezici çoğunluk haline geldiler. Böylece Selanik'in Osmanlı-Türk kültüründe oynadığı rol son bulmuş oldu


SELANİK DEMOGRAFİK YAPISI

MEHMET NECATİ ARSLANOĞLU

FORUM ALACAKARANLIKTA İSTANBUL  2016 

Selanikte Osmanlı dönemindeki demografik yapı ile ilgili 
1890 tarihli yoklamada toplam nüfus 118.000'dir
Yahudiler -----------   55.000
Müslümanlar _____  26.000
Yunanlar ________  16.000
Romanlar _______   2.500
Bulgarlar ________  10.000 'dir
Diğer gruplar denilen Ermeni veya Macar v.b. gibi unsurların
Nüfusu ise 8.500'dür

Burada dikkatimizi çeken şey şudur 
Müslüman nüfus deyince 
Bu kategoriye,Osmanlı tebası olan,tüm müslümanlar giriyor
Yani Makedon Müslümanları veya Bulgar Müslümanları olan Pomaklar
Kafkas kökenli Laz,Çerkes,Abaza veya Gürcü Müslümanlarda bu kategoridedir 
Yani tüm Balkan-Kafkas Müslümanları
Bu Müslüman nüfusun içindedir 
EthnoFaith Türklerin oranı nedir diye bir soru geliyor aklımıza
" EthnoFaith" demekle bizler
Etnik kökeni Türk olan ve Dini inancıda Türk ( İslam ) olan
Natürel Türklerden bahsediyoruz
Türkmenler örneğin " EthnoFaith " Türk kapsamı içindemidir
Burada Heteredoksizm aklımıza geliyor 
Türkmenler ve Heterodoksizm ile ilgili bir yazı alıntılayalım

SHAMAN-ORTHODOX-JEWİSH AND İSLAM 

MEHMET NECATİ ARSLANOĞLU

FORUM ALACAKARANLIKTA İSTANBUL  2016 


HETERODOKSİZM 

WİKİPEDİA 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Heterodoks 


Heterodoks sözcüğü, "farklı" anlamına gelen Yunanca heteros ve "öğreti, düşünce" anlamındaki doxa sözcüklerinden oluşur. Ana akımdan sapmış olan anlamına gelir. Bu kavram, dinî gruplar arasında kendilerini kutsal metne ve din kurucusunun gösterdiği yola en uygun davranan gruplar tarafından azınlıkta kalan gruplar için kullanılmıştır. Ancak Heterodoks kabul edilen gruplar kendilerini Heterodoks değil, aksine 
ortodoks (sahih) görürler.

Bu sözcük ayrıca, belirli bir düşünce, ideoloji alanında ana akıma bağlanmayıp merkezî iktidarın diliyle konuşmayan, farklılıklara açılan düşünme ve davranma biçimi diye de tanımlanabilir. Örneğin bazılarının dediği gibi,Osmanlı iktidarının dinî kimliği " Ortodoks İslam " kabul edilen Sünnilik'in hanefilik kolu olmasına karşın, imparatorluk tebası olan Müslüman halkın önemli bir bölümünün inançları çeşitli versiyonlarıyla sufiliğin popüler veya entelektüel biçimleri, yani Heterodoks İslam'dı,Heterodoks islam olarak adlandırılan bazı örnekler ise 
AlevîlikBektâşilikHurûfilikKızılbaşlıkKalenderilikMevlevîlikTürkmenlik
Burada kasdedilen anlamıyla heterodoks din kavramı, amacından sapmışlık ve bozulmuşluğu ifade eder
Türkmenlerin dini inancı ile Karamanoğullarının ve Candaroğullarının genelinin dini inancı,aslında " Halk İslamı " olan, Heterodoksizm'dir
Ancak Heterodoksizm denilen akım,genel olarak bilinen İslam değildir.
İtikadi olarak Maturidiye-Eşariye
ve Ameli olarakta Hanefi,Şafi,Hanbeli,Maliki'den farklı çizgideki bir İslam'dır 
Bu akıma aslında tarihi seyr içinde
Shaman-Orthodox-Jewish türü bir din " demek en doğrusudur
Candaroğullarının ve Karamanoğullarının aslında,Hazar Türklerinin bir kolu olduğuda araştırılması gereken bir konudur  
1277 Karamanlı Mehmet Beyin fermanına kadar 
Türkçeyi resmi dil olarak kullanmayan 
İslamiyet yerine,Shaman-Orthodox-Jewish türü bir dine sahip olan
Peygamberi " İshak " olan 
Ve bayrağı,İsrail bayrağı olan bir Karamanoğulları beyliğide bu kategoridedir
İsrailiyat denilen ve insanlığın din kavramını bildiği günden itibaren var olan 
Fikir ve düşünce akımı İsrailiyat,aslında İslamiyet ve Hristyanlığıda bozarak aslından saptırmıştır.
İslamiyet yerine,Shaman-Orthodox-Jewish türü bir din denildiğinde
Karşımıza çıkan Heterodoksizm ile ilgili 
bazı araştırmalarda şu not geçmektedir 
( The Tension Between Orthodox " HıghIslam " and Heterodox " Folk Islam " )

https://arastirmax.com/tr/bilimsel-yayin/journal-academic-social-science-studies/6/4/729-741_ortodoks-yuksek-islam-ile-heterodoks-halk-islami-arasindaki

TÜRKMENLER
 
Türkmenler deyince bu konudaki bir yazıyıda buraya alıntılayalım
https://www.uludagsozluk.com/k/t%c3%bcrkmen/
kelimenin aslı 
türkmanend' tir. bilindiği gibi manend farsça benzer, benzeyen anlamına gelir. 
bu iddiaya göre türkmen demek 
türk' e benzeyen demektir. iran topluluğu içinde yaşayıp devrin popüler kültürünün de etkisiyle türklere özgü davranışlar gösteren bir takım persler bu şekilde isimlendirilmiştir. bu durumun tam tersi de olmuştur. şöyle ki iran'a yerleşen türk topluluklar zamanla kültürel açıdan persleşmiş ve tam olarak türk değil de türk'e benzer bir hale gelmişlerdir. bu yaklaşıma göre türkmen demek diliyle, diniyle, kültürüyle türk-iran ortak mirasını yansıtan kişi demektir. sadece ırak ın kuzeyinde yaşamazlar, yoğun olarak yaşadıkları yerler; kadim pers imparatorluğunun bir zamanlar en doğu sınırı olan şimdiki türkmenistantacikistanafganistan bölgesidir.Selçuklu ve osmanlı dönemlerinde, Türkmenlerin bir kısmının,tamamen türkleştiğini düşünüyoruz  

 

Ve Selanikte bu demografik oranların tesbiti sırasında 
Whiteman Türklerin de,kendilerini,EthnoFaith Türk gibi göstererek
Bu Müslüman kategorisine,dahil olabileceklerini düşünüyoruz
Whiteman Türkler deyince,kastettiğimiz şey şudur
Sabah ile yatsı namazı arasında müslüman olup
Selanik camilerinde,ismi Süleyman olarak namaz kılıp
Yatsıdan sonra eve dönünce,ismi Solomon olup Tevrat okuyarak
Yahudi şeriatine göre,ibadet edenlerden bahsediyoruz

Bunun dışında EthnoFaith Türkler deyince,bir başka konu var
Osmanlının Selaniği Türkleştirmek için
Konya Vilayetinden göç ettirdiği ve genel olarak
Karamanoğulları hinterlandındaki bölgelerden gelenler var
Karamanoğulları deyincede,tarihi süreç içinde akla gelenler

Anadolu Birliği'ni yapmak ve
Türkiye Hakanlığı'nı yeniden inşa etmek istiyen Osmanoğulları'na
En büyük güçlük çıkartanlar, Karamanoğulları'dır.
Osmanlılar'ın şevket ve azametini zedelemek
Mümkünse yıkmak için, Avrupa Hıristiyan devletleri ile bile
ittifak akdetmişlerdir.

1277 Karamanlı Mehmet Beyin fermanına kadar
Türkçeyi resmi dil olarak kullanmayan
İslamiyet yerine,Shaman-Orthodox-Jewish türü bir dine sahip olan
Peygamberi " İshak " olan
Ve bayrağı,İsrail bayrağı olan bir Karamanoğulları var
Karamanoğulları ile Karaman Ortodokslarınında
Tarihte aynı bölgede yaşadıklarınıda unutmamak gerekir 
Elbette tüm Karamanoğulları böyle değildir
Selaniğe göçenlerin tümüde bu şekilde değildir
Zaman içinde,Karamanoğulları Türklerinin içindede 
Shaman-Orthodox-Jewish türü dinin
İslamiyete dönüştüğünü düşünüyoruz 
ve bunlarda işte müslüman kategorisi içindedir
Birde hatırlatmamız gereken şu varki
Konya Vilayeti deyince,tarihte Konya çok büyük bir Vilayettir 
Bu eyalette Rum,Ermeni ve Yahudilerinde yaşadığını biliyoruz
Musevi Karay Türklerininde,yaşadığı yerlerden birisi Konya Vilayetidir 
Konya Vilayeti ile ilgili bir alıntı aşağıya aktaralım

KONYA VİLAYETİ  

https://tr.wikipedia.org/wiki/Konya_Vilayeti

Konya Vilayeti, bir Osmanlı vilayeti. 1864'te kabul Teşkili Vilayet nizamnamesiyle Karaman Eyaletinin kaldırılmasıyla kurulmuştur. Vilayet, 1918 ile 1921 yılları arasında İtilaf Devletleri'nin işgali altına uğramıştır. 1923'de Konya Vilayeti, NiğdeKonyaBurdurTeke ve Karaman (daha sonra) olarak 5 şehre ayrılmıştır.

Sancakları

Vilayetin sancakları.

Konya Sancağı

  1.  

Isparta Sancağı

  1.  

Burdur Sancağı

  1.  

Antalya Sancağı

  1.  

Niğde Sancağı

  1.  

Nüfus

https://ipfs.io/ipfs/.../wiki/Konya_Vilayeti.html

Konya Vilayeti 1914 Nüfusu [2]
Sancak Müslüman Rum Ermeni Yahudi Baṣka Toplam
Konya 520.262 11.275 10.542 4 497 542.580
Isparta 148.747 10.927 1.295 - - 160.808
Burdur 81.703 2.869 1.134 - 215 85.921
Antalya 235.762 12.385 630 250 659 249.686
Niğde 227,100 58,312 4,536 - 769 291.117
Toplam 1,213,574 95,768 18,137 254 2,140 1,330,112

Ancak belirtmemiz gereken şu varki 
Osmanlı hiç bir zaman,Selaniği Türkleştirmek maksadıyla
Konyadan göç dalgası oluşturmamıştır
Osmanlının,Türkleştirmek diye bir politikası yoktur  
Göçün asıl maksadı şudur
Geneli Yahudilerden oluşan ve yerel halkı Hristyan olan Selaniğe
EthnoFaith Türk girerse,belki ahenk ve barış bozulabilir düşüncesiyle 
1890 daki demografik yapıdanda belli olduğu üzere
Genel olarak Musevi veya Hristyan olan
Veya bu iki kitle ile barış içinde yaşayabileceğini düşündüklerini
Selaniğe toplamıştır
Osmanlı Devleti ırkçı değil Ümmetçi bir politika izlemiştir
Osmanlı Devleti " EthnoFaith Türk " olsun veya olmasın
Hangi ırk,din ve ülkeden olursa olsun  
Tüm Tebasını " Osmanlı " olarak kabul eder
" EthnoFaith Türk " dediğimiz,Natürel Türklerin oranına ilişkin
Net veriler elimizde yoktur   
1891-1897 arasında bu yapıyı değiştirmek için
EthnoFaith Türkleri fazlalaştırma çabasının olduğu
Ama başarılı olunamadığı düşünülmektedir
Bu konuda tarihsel araştırmalar yapılmadığı için
Net bir şey söylemek yanlış olur
Osmanlı kadrolarında,Selanik'in yönetiminde etkin makamlarda 
EthnoFaith Türklere görev verildiğini düşünüyoruz


Bir turizm rehberi " Tarihte, Selanik bir EthnoFaith Türk şehridir "
Şeklindeki yorumunda,şöyle diyor 
" Selanik bir EthnoFaith Türk şehridir 
Selanik şehrine denizden bakılınca,camiler göze çarpardı
Camilerde ibadet edenler,elbette Davut'lar Süleyman'lar yani Türklerdi
Selanik'te Osmanlı hükümet konağına gelenler,elbette Türkçe konuşuyordu 
Meyhanelerde Yunanlılar,Türk Müziği ile rakı içerlerdi
Sinagoglarda Yahudiler,Kiliselerde Ermeniler
İlahilerini Türk Müziği makamlarında okurlardı 
Dil,Kültür ve sanatın böyle olduğu bir yer
Elbette EthnoFaith bir Türk şehridir " diyor

Almanya'da Berlin'de camilerin varlığı
Berlin'in bir EthnoFaith Türk şehri olduğunamı delildir 
Gündüz camide,Davud ve Süleyman olarak namaz kılanların
Gece evde,David ve Solomon olup,tevrat okumaları
Selanik şehrinin EthnoFaith bir Türk şehri olduğunamı delildir  
Selanik'te o tarihte,konuşulan dil deyince
Şimdi konuşulan dil gibi,Latince egemenliğindeki Türkçe değildir 
Batı Türkçesi olan ve içinde Arapça ve Farsça barındıran Osmanlıca'dır
Meyhanelerde rakı içilmesi,bir Türk-İslam kültürü simgesi sayılabilir'mi 
Sinagoglarda Yahudilerin ilahilerindeki 
Yunanlıların ve Ermenilerin kiliselerdeki ,Türk Müziği makamları'na gelince
Bu konuda şunları söylemek gerekir 
Dünyada 4 çeşit Müzik Sistemi vardır
Pentatonizm,Tonalizm,Motalizm ve Trioizm
Günümüzde dünyanın genelinde kullanılan,müzik sistemlerine bir bakalım
Günümüzde genelde Mısır ve Türkiye'nin kullandığı Trioizm
Bir Türk Müzik sistemidir
Buna bakarak,Kahire,bir EthnoFaith Türk şehri oluyor'mu
Japonya,Kore gibi ülkelerin kullandığı Pentatonizm ise
Bir Türk Müzik sistemidir 
Seul ve Tokyo kentine,biz EthnoFaith bir Türk şehri diyebilirmiyiz
Ermenistan,İsrail,Arabistan,Romanya,Yunanistan gibi ülkelerin kullandığı
Müzik sistemi olan Motalizm'de,bir Türk Müzik sistemidir
Erivan,Tel-Aviv,Riyad,Bükreş ve Atina,bir EthnoFaith Türk şehrimi'dir diyelim


SELANİK DEMOGRAFİK YAPISI 

MEHMET NECATİ ARSLANOĞLU

FORUM ALACAKARANLIKTA İSTANBUL  2016